40 Bin Gençle Tarımda Teknolojik Dönüşümü Hedefliyoruz
TÜME Vakfı olarak, tarım teknolojilerinde benimsediğimiz dönüşüm vizyonunu paylaşmak ve yapay zeka (AI) destekli otonom sistemlerin sahadaki geleceğini şekillendirmek adına kamuoyu ve ekosistem paydaşlarımızla Take Off 2025 Girişimcilik Zirvesi’nde bir araya geldik.
AI ve Otonom Sistemler ile Tarımsal Dönüşüm Oturumu’nu Gerçekleştirdik
Zirve kapsamında Yönetim Kurulu Başkanımız Abdulkadir Karagöz, “AI ve Otonom Sistemler ile Tarımsal Dönüşüm” oturumunda tarımın dönüşüm ihtiyacını ve TÜME’nin çözüm yaklaşımını katılımcılarla paylaştı.
Oturumda altını çizdiğimiz nokta şu oldu: Tarım, yalnızca üretim alanı değil; milli güvenliğin ve gıdada tam bağımsızlığın temel unsurlarından biri olduğuydu.
Başkanımız, tarımın teknoloji tarihindeki belirleyici rolüne dikkat çekerek; yaklaşık 150 yıl öncesine kadar tarımın hayatın merkezinde olduğunu, birçok teknolojinin tarımsal ihtiyaçlardan doğduğunu hatırlattı. 20. yüzyılda ise savunma sanayiinin teknoloji üretiminde güçlü bir omurga haline geldiği; bu birikimin sivil alanlara yayılarak büyük dönüşümler yarattığı ifade edildi.
Bu perspektiften hareketle, benzer bir teknolojik sıçramanın tarım teknolojilerinde de gerçekleşmesi gerektiği özellikle vurgulandı. TÜME olarak; yapay zekâ, otonom sistemler ve veri temelli yaklaşımların tarımda verimlilik, sürdürülebilirlik ve dayanıklılık için kritik bir kaldıraç olduğuna inanıyoruz.
Gıdada Yaşanan Kırılganlık: Üretim Baskısı, İklim, Su ve Tedarik Zinciri
TÜME Vakfı olarak, oturumda gıda talebinin arttığı bir dönemde üretim üzerindeki baskının büyüdüğüne; bunun da sürdürülebilirliği zorlayan sonuçlar ürettiğine dikkat çektik. Artan baskıyla birlikte su kaynaklarının azalması, toprağın azalması, kirliliğin artması ve salgın hastalık riskleri gibi sorunların daha görünür hale geldiğini; ayrıca iklim krizi, kırılgan tedarik zincirleri, jeopolitik riskler ve arz şoklarının tarımı daha da stratejik bir noktaya taşıdığını ifade ettik.
Bu çerçevede, gıdanın kriz dönemlerinde bir silah olarak kullanılabildiğini; küresel gerilimlerin gıda akışını doğrudan etkileyebildiğini de hatırlattık.
Tarımın En Kritik Sorunu: Gençlerin Uzaklaşması ve Üretici Sayısının Azalması
Oturumda altını çizdiğimiz bir diğer başlık sosyolojik dönüşüm oldu. Gençlerin tarım ve hayvancılıktan uzaklaşması, tarım yapan nüfusun azalması ve üretici profilinin yaşlanması; yalnızca sektörün bugünü açısından değil, ülkemizin uzun vadeli gıda güvenliği açısından da belirleyici bir risk alanı olarak değerlendirildi. Bu nedenle teknoloji dönüşümünün, sadece verimlilik artışı sağlayan bir araç değil; üretimi daha sürdürülebilir, öngörülebilir ve cazip hale getirerek gençleri yeniden üretime kazandıran stratejik bir yaklaşım olması gerektiği vurgulandı.
Teknoloji, AI ve Otonom Sistemlerle “Daha Az Kaynakla Daha Çok Üretim”
Bu sorunlar karşısında tek bir çözüm yolumuz var: teknolojiyi etkin biçimde kullanmak. Oturumda, tarımın temel hedefinin daha az kaynakla daha çok ve daha sağlıklı üretim yapmak olduğunu; bunu da sahada uygulanabilir ve ölçeklenebilir kılanın yapay zekâ ve otonom sistemler olduğunu vurguladık.
Bu dönüşümün sahadaki karşılığını ise otonom çiftliklerimizden paylaştığımız görüntülerle somutlaştırdık. Amacımızın hâlen yaygın biçimde kullanılan geleneksel üretim modellerinin yol açtığı verim kayıplarını azaltmak, karar alma süreçlerini veriye dayalı hale getirmek ve üretimi daha öngörülebilir, izlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya taşımak olduğunu birke daha ifade ettik.
“İmkan Verilirse 5 Yılda Tarım Teknolojilerinde Dünyanın En İyisi Oluruz”
Oturumda şu benzetmeyi yaptık: Selçuk Bayraktar’ın 2005’te dile getirdiği “Gençlere imkân verilirse 5 yıl içinde dünyanın en iyisi oluruz” sözünün, savunma sanayiinde bugün gelinen seviyeyle somut biçimde karşılık bulduğunu hatırlattık. Tarım ve hayvancılıkta da üretim yapmak isteyen gençlere benzer destek mekanizmaları sunulduğunda; pilot uygulama alanları açılıp ölçekleme imkânı sağlandığında, beş yıl içinde bugünkünden çok daha ileri bir noktaya ulaşmanın mümkün olduğunu ifade ettik.
TÜME Ekosistemi: Teknoloji + İnsan + Finans = Üretim
TÜME Vakfı olarak, dönüşümü yalnızca “teknoloji geliştirmek” olarak görmüyoruz; bizim için asıl hedef, geliştirilen teknolojinin sahada karşılığı olan, uygulanabilir ve ölçeklenebilir bir üretim modeline dönüşmesi. Oturumda bu yaklaşımı “TÜME Ekosistemi: Teknoloji + İnsan + Finans = Üretim” formülüyle ifade ettik. Bu çerçevede teknoloji tek başına değer üretmiyor; sahada ölçülebilir fayda sağlayan çözümler, bunu kullanıp sürdürecek yetkin insan kaynağı ve pilot uygulamadan yaygınlaştırmaya uzanan süreci taşıyacak finansal imkânlar bir araya geldiğinde gerçek bir dönüşüm ortaya çıkıyor. Bu nedenle geliştirdiğimiz çözümlerde erişilebilirlik ve uygulanabilirliği merkeze alıyor; Ar-Ge’den saha doğrulamasına, kullanım kolaylığından ölçekleme adımlarına kadar tüm süreci birlikte ele alıyoruz.
Hedefimiz 40 Bin Genç Üretici Yetiştirmek
Oturumda, dönüşüm vizyonumuzun merkezinde insan kaynağı olduğunu vurgulayarak 40 bin genç üretici yetiştirme hedefimizi paylaştık. Take Off İstanbul 2025 kapsamında Yönetim Kurulu Başkanımız Abdulkadir Karagöz, gençlere çağrıda bulunarak “Tarım ve hayvancılığa talip olan 40 bin genç arıyoruz.” dedi. Bu hedef doğrultusunda iki genç üreticiyle yola çıktığımızı; Balıkesir’de hayvancılık yapan ve “Küpeli Çoban” olarak tanınan Furkan Aşık ile Zonguldak’ta hayvancılık yapan Şeydanur Kaya ile süreci başlattığımızı aktardık. Furkan Aşık’ı 15 günlük bir eğitim programına alıp sertifikalandırdığımızı, ayrıca 100 başlık otonom çiftlik için yatırım sürecini başlattığımızı paylaştık.
Ayrıca kademeli yol haritamızı da net biçimde ortaya koyduk: 2026 TEKNOFEST’e kadar 40 gence ulaşıp 40 otonom çiftlik kurmayı, ardından ölçeği büyüterek bir sonraki yıl 400, sonraki yıl 4 bin otonom çiftliğe ulaşmayı hedefliyoruz. Bu süreçte tüm paydaşları ve yatırımcıları, gençleri üretime kazandıran ve sahada karşılığı olan bu dönüşüm modelinin parçası olmaya davet ettiğimizi ifade ettik.